Günümüzde seleflerine nispeten etki alanı çok daha küçülen Türk Devleti’nin uluslararası seviyede en önemli değerlerinden birini teşkil eden Türk Boğazları’nın yönetimi meselesi ne yazık ki gerektiği ihtimamı görememekte; konunun derinliğine inmektense dönem dönem yaşanan, yabancı devletlere ait savaş gemisi geçidi gibi, sansasyonel olaylar etrafında şekillen haberlerle yetinilmektedir. Bu yüzden bu yazıda ilk olarak Türk Boğazlarının neden ehemmiyet arz ettiği tarihi, politik ve ekonomik bağlamda ele alınacak; ikinci bölümde ise Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile kurulan yönetim rejimi uluslararası muadilleri ile kıyaslanarak incelenecektir.
Türklerin coğrafyada nasıl bir yer tuttuğunu en iyi şekilde yayılan kültür altyapımızla görebiliriz. Sadece ortaya konulan eserlerle değil, bölgenin demografik yapısı ile de ortaya bir bakış açısı koyulabilmektedir. Çeşitli tahminlere göre İran nüfusunu %40 civarı bir oranda Türkler oluşturmaktadır. Bu oran, Türklerin bölgeye ne denli yerleştiği konusunda güzel bir başlangıç noktası vermektedir. Bu Türk nüfusu kendi içinden sporcu, sanatçı, bürokrat ve fikir insanı yetiştirme kapasitesi sayesinde mevcut baskıcı rejim içinde varlık gösterebilmektedir.
Göktürklerde inanç ve kültler, doğa ile insan arasındaki bağı âdeta somutlaştırmıştır. Gök Tanrı inancı etrafında şekillenen dini anlayış, dağ, yer-su, atalar ve ateş kültleriyle desteklenmiş; toplumun hem siyasi hem de sosyal yapısına yön vermiştir. Yaradılış efsaneleri, kurban ritüelleri ve cenaze törenleri, onların hem geçmişi hatırlama hem de geleceğe kök salma arzusunun yansıması olmuştur.
