Skip to main content
Doğu Türkistan, Göç ve Türkiye
Uygur Türklerinin Türkiye’ye alınmasına yönelik güvenlik ve ekonomik itirazlar, aile bütünlüğünün korunması ve tarım sektörüne yönelik planlı bir yerleştirme ile aşılabilir niteliktedir. Bu adımlar, hem iç güvenlik riskini minimize edecek hem de konut ile istihdam sorunlarına çözüm sunacaktır. Daha önemlisi, Türkiye’nin Çin ile müzakere ederek soydaşlarını ana vatana alması, dış politikada prestijini artıracak ve Türk dünyası içindeki liderliğini güçlendirecektir. Sonuç olarak, Mustafa Çokay’ın da ifade ettiği gibi Türkiye her Türk için ikinci bir vatan olduğundan, Doğu Türkistan’daki zulümden kurtarılacak Uygur kardeşlerimizin ana vatana kavuşması, hem tarihî hem de insani bir sorumluluktur.
Sınırların Ötesinde, Güvenliğin Berisinde: Küreselleşen Dünyada Göçün Serüveni
Küreselleşme, sınırları kaldırmayı vaat ederken güvenlik kaygıları, o sınırları her zamankinden daha yüksek duvarlara dönüştürdü. Soğuk Savaş sonrası dünyanın güç boşluklarından kaçan insanlar, refah adalarına ulaşmak için yasa dışı yolları zorlarken hedef ülkeler ise bu dalgayı varoluşsal bir tehdit olarak kodladı. Bugün geldiğimiz noktada göç, artık sadece bir nüfus hareketi değil; ulus devletin egemenlik sınavı, küreselleşmenin yan etkisi ve modern dünyanın en büyük güvenlik ikilemidir. Devletler ve uluslararası örgütler iş birliği yapmaya mecbur olsa da göçün yarattığı tazyik, 21’inci yüzyılın siyasî haritasını şekillendirmeye devam edecektir.
Mete'nin Prometeci Torunları: Polonya ve Türk Dünyası
Polonya denince akla gelen ilk hususlardan biri jeopolitik açıdan iki büyük güç arasında, Almanya ve Rusya’nın ortasında, sıkışmış vaziyeti ve bu sebeple II. Dünya Savaşı’nın ilk kurbanı olmasıdır. Polonya’nın bu durumu, insana farklı bölgelere dair tasarım ve tasarrufları da olan aktif bir dış siyaset tahayyül ettirmez lakin kazın ayağı öyle değildir. Polonya'nın bu dönemki siyasetinde gerçekleştirmek istediği projelerden biri, Polonya’nın bilhassa endişe duyduğu doğu komşusu Rusya’nın (Sovyetler Birliği) “büyük güç” olma vasfını bitirmek maksadıyla yürüttüğü Promete projesidir. Bu projeye göre Sovyetler Birliği’ne mensup evvela Kafkas halkları ve saniyen Ukrayna, Sibirya ve Orta Asya’daki halklar bağımsızlıklarına kavuşturulacak ve Polonya yeni kurulacak bu devletlerle ittifak yapacaktır.