Skip to main content

Doğu Türkistan, Göç ve Türkiye

DOĞU TÜRKİSTAN, GÖÇ VE TÜRKİYE

Soykırım... Son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir kavram değil mi? Peki tam olarak ne anlama geldiğini hiç araştırdınız mı? Araştırmadıysanız ben söyleyeyim. TDK'ye göre Soykırım, bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme anlamına gelir. Burada yok etme derken neyin kast edildiğini açıklamak gerekir. Bir insan topluluğunu yok etmek için iki temel yol vardır. Bunlardan birincisi, İsrail'in Gazze'deki insanlık dışı eylemlerine işaret eden toplu katliamlardır. İkinci yol ise bugünkü yazımızın temelini oluşturan ve Uygur Türklerinin bizzat maruz kaldığı kültürel asimilasyondur. Bu kültürel asimilasyonun en büyük ayağı, Çin’in Doğu Türkistan’da inşa ettiği yatılı “eğitim” merkezleridir. Daha öz kültürünü tanıyamadan, ailelerinden koparılıp buraya yerleştirilen Müslüman Uygur Çocuklarına, Çin Hükümeti tarafından Han kültürü dayatılmaktadır . Durum böyle olunca siyasi arenada en itibarlı Türk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne Doğu Türkistan’daki zulmü engellemek için sorumluluk düşer. Bu zulmün önüne geçmek için Türkiye’nin iki ana yolu vardır: Birincisi Uygurları Doğu Türkistan’da varlığını devam ettirebilecek hale getirmektir, ikincisi ise bu insanları Çin ile müzakere yoluyla ana vatana alarak onlara güvenli bir ortam sunmaktır. Bugünün şartlarından ötürü birinci ihtimal çok zor olduğu için Türk Devleti ikinci yolu denemelidir. Ne de olsa Kazak Türkü Mustafa Çokay'ın da dediği gibi “Dünyadaki her Türk'ün iki vatanı vardır: Birincisi doğup büyüdüğü ana vatanı, ikincisi de Türkiye'dir.”

Uygur Türklerinin Türkiye’ye alınmasını birçok insan desteklese de her konuda olduğu gibi bu konuda da zıt görüşlere sahip kişiler vardır. Bu karşıt görüşe göre, Türkiye’ye alınacak olan Uygurlar, burada Çin lehine istihbari faaliyetler yürütebilirler. Bu olaya örnek olarak yakınlarını Çin’de bırakıp uzunca bir süre Türkiye’de yaşayan ve dolaylı yollardan memleketi Kargılık’a geldiğinde ailesine zarar gelmemesi için Çin tarafından Türkiye’ye istihbari bilgiler edinmesi amacıyla yollanan Uygur kökenli ajan Shadeke M. gösterilir (Anadolu Ajansı, 2024). Bunun sonucunda da karşıt görüş, Türkiye’ye daha fazla Uygur gelmesinin bu tarz faaliyetlerin daha sık ve kapsamlı bir şekilde gerçekleşmesine neden olarak ülkenin iç güvenliğini tehlikeye atacağını belirtir. Uygurların ülkede güvenlik sorunu doğurabileceği düşüncesine ek olarak gelecek yoğun Uygur göçünün Türkiye’nin kronik sorunu olan işsizliği ve son zamanlarda gündemden düşmeyen konut krizini körükleme ihtimali de zıt görüşün argümanları arasındadır. Nitekim BBC’nin 2023’teki haberine göre 2019-2023 arasında ülke genelinde kiralarda %583 artış gerçekleşmiş, büyükşehirlerdeki ortalama artış oranı ise %697 olmuştur (BBC Türkçe, 2023). Uygurların Türkiye’ye gelişi, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi Türkiye’nin büyükşehirlerindeki konut krizini daha da derinleştirecektir. Çünkü bu şehirler, sektörel anlamda en çeşitli yerlerdir, küçük şehirlerin sunamadığı istihdamı sunmaktadır. Bu da ülkeye alınacak olan Uygurların yüksek olasılıkla büyükşehirlere yerleşeceğine işaret eder. Bu yüzden zıt görüş için Uygurların Türkiye’ye alınmaması, halihazırda kira ücretlerinden yaka silken Türk vatandaşlarının iyiliğine olur. Konu sadece konut sorunu da değildir. Türkiye, TÜİK’in son verilerine göre %8,6 işsizlik oranına sahiptir (Nefes Gazetesi, 2026). Şu an bile nüfusuna istihdam yaratamayan Türkiye, Uygurları ülkesine alınca bu oran daha da yükselecektir. Bu durum da sadece tüketen nüfus oranını arttırarak ülke kaynaklarına yük bindirecektir.

Uygur Türklerinin anavatana alınmasına karşı çıkan argümanlar, ilk okuyuşta kulağa mantıklı gelebilir lakin bu argümanlar, bahsettikleri sorunların çözümlerinin olabileceğini görmezden gelmiştir. Bir önceki paragrafın ilk argümanı, Uygurların ülkede casusluk yapabileceğini örnek vererek açıklamıştır ama bu sıkıntı çözülemeyecek derecede değildir. Eğer Türkiye, ülkesine alacağı soydaşlarını ailelerinden bağımsız düşünerek almak yerine onları sülale sülale seçerek alırsa ülkeye gelecek olan Uygurların yakınları yanlarında olur ve Çin’in elinde Türkiye’de ikamet eden Uygurları tehdit edecek bir koz kalmaz. Üstteki paragrafın ikinci argümanına gelince karşı taraf, konut kriziyle alakalı endişelerinde haklıdır ancak bunun da bir çözümü vardır. Türkiye’de son yıllarda düşen doğum oranları ve köyden şehre göçle birlikte tarım sektöründe çalışan genç nüfus oranı azalmış, 65 yaş üstü nüfus oranı ise artmıştır. Örneğin, TZOB’un 2023’teki verilerine göre sistemde kayıtlı çiftçilerin %34’ü 65 yaş üzeriyken 18-32 yaş arasındaki çiftçilerin oranı yalnızca yüzde 4,8’e tekabül etmiştir (Türkiye Ziraat Odaları Birliği, 2023). Ülkeye alınacak olan Uygur Türkleri, tarım sektöründe genç nüfus yüzdeliğini arttırmak için inanılmaz bir fırsattır. Bu Uygur Türklerini ülkenin yeteri kadar genç nüfusa sahip olmayan ama tarımda genç işçi gücüne ihtiyaç duyan küçük şehirlerine yerleştirerek hem büyükşehirlerdeki konut krizinin daha kötü hale gelmesinin önüne geçilebilir hem de işsizlik oranının azalması sağlanabilir.

Şu ana kadar Uygurların Türkiye’ye alınmasının ülkede yol açabileceği sıkıntıları ve bunların çözümlerini tartıştık. Peki hiç Uygurların anavatana alınması halinde Türkiye’nin dış siyasette artacak saygınlığını ve TDT (Türk Devletleri Teşkilatı) içindeki sağlamlaşacak olan yerini konuştuk mu? Türkiye’nin dünyanın süper güçlerinden biri olan Çin ile müzakere yaparak soydaşlarını alması, onun dış arenada oyun kuran bir devlet olduğunu gösterir. Nitekim bu durum, başka bölgelerde esaret altında olan soydaşlara sahip diğer milletlere de öncü model oluşturur. TDT’de ise bu büyük bir zafer olarak karşılanır. Daha önce çeşitli sıcak bölgelerde (Son Karabağ Savaşı – 2022 Eylül Tacikistan-Kırgızistan Çatışması) kullanılan Siha teknolojileriyle Türk dünyasının odağı haline gelen Türkiye’nin kendisini bir kez daha kanıtlamasına yardımcı olur. Bu politik zaferin yararları böyle sıralanıp giderken asla unutmamamız gereken bir nokta vardır. Uygurlar, her şeyden önce bizim kardeşimizdir. Bu kardeşlik lafının altı boş değildir. Türkiye ve Doğu Türkistan arasında coğrafi bir yakınlık olmamasına rağmen Türkiye, dünyanın en büyük Uygur diasporalarından birine ev sahipliği yapmaktadır (Uyghur Human Rights Project, 2023).  

Uyghur-Diaspora-Population-November-22-2023.png

Bunun yanı sıra Mehmet Emin Buğra gibi Uygur kökenli yazarlar, zamanında varlıklarını vatanlarında devam ettiremeyince Türkiye’ye göçmüştür. Bunlar da Türkiye Cumhuriyeti’nin Uygurlar tarafından ikinci bir vatan, Türk milletinin kardeş millet olarak görüldüğü anlayışını güçlendirir. Bu yüzden onlara güvenli ve bağımsız bir ortam sağlamak, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir sorumluluğudur. Nihayetinde bu ülke, tüm Türk halkalarının zulüm altında olduğu bir dönemde “Türk” adını ve ulusunu yaşatan bir imparatorluk mirasıdır.

 

Kaynakça

Anadolu Ajansı. (2024, 17 Ekim). Çin istihbaratına bilgi aktardıkları iddia edilen 7 şüpheliye davahttps://www.aa.com.tr/tr/dunya/cin-istihbaratina-bilgi-aktardiklari-iddia-edilen-7-supheliye-dava/3365028

Öztürk, F. (2023, 5 Haziran). Konut krizi: 'Kiralar 4 yılda en az 6 kat arttı, yatırımcı uzaklaştı, bankalar kredi vermeye gönülsüz. BBC News Türkçe. https://www.bbc.com/turkce/articles/c3g0xylry03o

Akkaya, İ. (2026, 12 Ocak). İşsiz sayısında Avrupa ile yarışıyoruz. Nefes Gazetesi. https://www.nefes.com.tr/issiz-sayisinda-avrupa-ile-yarisiyoruz-95453

Türkiye Ziraat Odaları Birliği. (2023, 11 Haziran). Ülkemizde tarım nüfusu yaşlandıhttps://www.tzob.org.tr/ulkemizde-tarim-nufusu-yaslandi/

Uyghur Human Rights Project. (2023, November 21). Mapping the Uyghur diaspora. Uyghur Human Rights Project. https://uhrp.org/report/diaspora/